Anasayfa Haberler Güncel Hasankeyf 'one minute' lütfen!
Hasankeyf 'one minute' lütfen! PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 01 Nisan 2009 22:20
Tags hasankeyf

  Yarım asırlık bir hikâye Ilısu Barajı. İslam medeniyetinin parlak merkezlerinden Hasankeyf’i sular altında bırakacağı için eleştiriliyor. Barajı savunanlar tarihî eserleri taşıma vaadinde bulunuyor. Karşıtlara göre ise bu mümkün değil.

 

 

Ekonominiz güç kaybeder, çalışır yeniden kazanırsınız. Paranız değer kaybeder, onu da yeniden kazanırsınız. Ama tarihî mirasınızı kaybederseniz, ülkenizin tapusunu kaybetmiş olursunuz. Bir daha geri kazanamazsınız. İşte asıl felaket bu olur.”

Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi’ni açarken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bu konuşma büyük takdir toplamıştı. Bu sözler, Anadolu’ya İslam medeniyetinin yayılmasında büyük rol oynayan Hasankeyf’in, yapımı planlanan Ilısu Barajı suları altında kalmaktan kurtarılması için de ümit oldu. Bugüne kadar dış kredi ile finanse edilmesi öngörülen Ilısu Barajı’nın inşaatına talip olan iki konsorsiyum çekildi. Tam 55 yıl önce planlanan baraj, bugünkü çevre ve kültürel değerleri koruma hassasiyetlerine doğal olarak fersah fersah uzak düşüyor. Son olarak kredi veren ülkeler, kültürel ve çevresel değerleri dikkate alarak Türkiye’yi uyardı, 153 koruma kriterini yerine getirmesini istedi. İstanbul’da 16-22 Mart arasında yapılan 5. Dünya Su Forumu’nun en çok konuşulan konularından biri de Ilısu Barajı’ydı. Doğunun ‘Efes’i olarak anılan Hasankeyf’e sahip çıkmayı Avrupalılara bırakmadan bir ‘one minute’ tavrı artık elzem hâle geldi.

Hasankeyf’e varınca büyük şehirlerde sert uyarılarına alışık olduğumuz trafik polisleri, ‘hoş geldiniz’ diyerek bizi karşılıyor. Bu sıcak karşılama, göreceklerimizin işareti sanki. Tarihî kaleye doğru yürürken tuğla minare güzel bir perspektif oluşturuyor. Yolun kenarlarındaki hatıra eşya satan dükkânlardaki esnaf alçak bir sesle selam veriyor. Yöre insanının bakışındaki yumuşaklık hemen dikkat çekiyor. Doğunun o sert mizaçlı insanlarına göre farklı tavırlar, bir meltem gibi 10 bin yıllık sokaklarda esiyor.

Hasankeyf, İslam ilim, irfan ve terbiyesinin yöre insanına bir daha çıkmayacak şekilde sindiği bir coğrafya. Dicle Nehri’nin kenarındaki bu şehirde medeniyetler geçidi yaşanmış: Sümerler, Akatlar, Asurlar, Babiller, Medler, Persler, Bizanslar, Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervadiler, Selçuklar, Artuklar, Eyyübiler, Moğollar ve Osmanlılar…

İslam âlimi El-Cezeri, suyla çalışan makinelerini 12. yüzyılda Hasankeyf’te Artuklular’ın hüküm sürdüğü dönemde yaptı. Dicle’nin sularıyla çalışan saat ve makineler, dünya bilim tarihinde bugünkü sibernetik ve robot biliminin ilk ürünleri kabul ediliyor.

Hasankeyf’ten geçen tüm kültürlerin izlerini barındıran kale ile Küçüksaray, Büyüksaray, Ulucami, çarşılar, medrese, hamam, mezarlıklar, türbeler ve 4 bin 200 adet mağara ev bulunuyor. Hasanseyf’te kayalarla iç içe geçmiş El Rızk Camii, Koç Camii, Sultan Süleyman Camii, Kızlar Camii, Küçük Cami, Zeynelbey Türbesi, İmam Abdullah Zaviyesi ve Artuklu Köprüsü sular altında kalacak. Bu sebeple taşınmaları planlanıyor. Baraj tamamlandığında su Hasankeyf merkezinden 64 metre yükselecek. Konutlar, çarşılar, camiler ve resmî daireler Hasankeyf Yenişehir Alanı’na yeniden inşa edilecek. Böylece bölgeye gelen turist sayısının patlayacağı iddia ediliyor. Ancak orijinal hâli ile turizmde istenen gelişme gösterilemezken, taşınmış bir Hasankeyf’te bunun nasıl gerçekleştirileceği sorusu cevap bekliyor.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Ilısu Projesi’ni hararetle savunuyor. Barajı ‘Bir Türkiye Projesi’ olarak niteleyen Eroğlu, şunları söylüyor: “3-4 yıl sonra bölge turizm merkezi olacak. Hasankeyf’te muhteşem bir kültür park hazırlıyoruz. Önemli kültürel eserler buraya taşınacak. Zaten, ilçe merkezinin yüzde 80’i sular altında kalmayacak.”

Doğa Derneği Genel Müdürü Dr. Güven Eken ise taşıma projelerine karşı çıkarak şunları ifade ediyor: “Ne Hasankeyf, ne de Dicle Vadisi’ndeki doğa, kurtarma kazısıyla veya taşınarak korunamaz. Hasankeyf’in taşınarak korunacağını iddia edenler ve projelendirenler, Başbakan’ı tarihî bir hataya sürüklüyorlar. Diyelim ki kazılardan çıkan bir eseri taşıdınız, diyelim ki camileri ve köprüyü de taşıdınız. Peki, köprünün altından akan Dicle Nehri’ni, burada yaşayan milyonlarca canlıyı ve Hasankeyf’i Hasankeyf yapan kaya uygarlığını nasıl taşıyacaksınız? Hasankeyf yok edilebilir ancak taşınamaz.”

Yörede arkeolojik ve kültürel varlıkların araştırılması ve kurtarılması için 1998’den beri çalışma yürütülüyor. Bugüne kadar yaklaşık 3 milyon dolar harcanan çalışmalar sürüyor. Yaklaşık 10 bin senelik tarihi olan bir yerde bu çalışmalar yetersiz kalıyor. Dicle Üniversitesi’nin araştırmaları, barajın oluşturacağı talanı açık bir şekilde rakamlara döküyor. Buna göre barajdan etkilenecek 400 kilometrelik nehir alanının ancak 20 kilometresi, yani yüzde 5’i şimdiye kadar ekolojik açıdan araştırılmış durumda.

Geçmişini kaybetmekten endişelenen yöre halkı ise istimlaklardan şikâyetçi. Evi olanlara teslim edecekleri ev karşılığında 15 bin TL verilmesi, yeni inşa edilecek ev için de 72 bin lira tahsil edilmesi teklif edilmiş. Hasankeyfliler bu teklife tepkili.

İnşa edildiği 12. yüzyılın en büyüklerinden olan tarihî köprüye bakan kahvehanede konuştuğumuz Mehmet Ayhan Alp, Hasankeyf’te bir zamanlar senenin günleri adedince tam 365 cami ve medrese olduğunu söylüyor ilk önce. “Buranın insanı farklıdır. Mülayimdir, konukseverdir, hoşgörülüdür.” diyen Alp, bu hasletleri ilim irfanla yetişen ecdatlarına bağlıyor. Yeni nesilleri de bu atmosferde büyütmek istediklerini söylüyor.

Hasankeyf’e baraj sebebiyle bir çivi dahi çakılamıyor. Dinî ve kültürel eserler, gören gözler için yavaş; fakat tarih açısından baş döndüren bir hızla yok oluyor.

Dicle kıyısında yaklaşık bir kilometreye yayılan ve kireç taşını suların aşındırmasıyla oluşan vadinin heybeti görenleri büyülüyor. On binlerce mağara ve helezon bir taş merdivenle nehri gören bir sırta doğru yükselen kale, hayret uyandırıcı. Burada, dünyanın 7. harikası olarak sunulan Ürdün’deki Petra Antik Kenti’nden fazlası var, eksiği yok.

Avrupa Komisyonu ve çok sayıda sivil toplum örgütü, Hasankeyf’in BM Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO)’nun Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için hükûmetin başvuruda bulunmasını talep ediyor. Bir yerin bu listeye dâhil edilmesi için 4’ü tarihî, 4’ü coğrafi 8 kriter bulunuyor. İkisine sahip olan bu hakkı kazanabiliyor. Hasankeyf’in bu kriterlerin tamamını sağladığı ifade ediliyor.

Kaleye çıkarken rehberimiz olan Hasankeyfli çocuklar, ‘dikkatli basın, kayar’ diyorlar. Romalılar, kaymaması için yılda bir kez yoldaki taşları ters çevirirmiş. Şimdi ise bunu yapmak mümkün olmuyor elbette.

Kalenin en üst burcunda bir ev var. Yarı mağara olan bu yapı, Çoban Ali olarak bilinen Ali Ayhan’a ait. Ancak onu 2 yıl önce buradan çıkarmışlar. Ali, yörede yapılan eşek yarışlarında iddialı. Yıllardır birinciliği kaptırmıyor. “Beni buradan kovmadan önce eşeğimle 4 buçuk dakikada Dicle’den kalenin en üstüne su çekiyordum.” diyerek övünüyor. Barajı istemediğini belirten Çoban Ali, duygularını yanık bir türküyle hissettiriyor. ‘Bu mekânı bundan daha iyi anlatacak bir müzik yoktur’ yorumları arasında Afrika’dan gelen toz fırtınasının kırmızıya boyadığı gökyüzünü ve güneşin batışını izliyoruz.

Hasankeyf’te dokunsanız ‘bin ah’ işitiyorsunuz. Oturduğumuz kıraathanenin duvarında çerçeve içinde bulunan ‘Sükûneti kendin temin et’ yazısı dikkat çekiyor. Bu yazı yöre insanının ruh hâlini temsil ediyor. Tabakasından çıkardığı tütünü sigara kâğıdına saran Hüseyin Tekeş, “Baraj yapılsın ama Hasankeyf su altında kalmasın. 50 yıldır ilçeye çivi çakılmıyor. Gençler Antalya’da, şurada burada garsonluk yapıyor. Hâlbuki buraya da turist gelir.” diyor.

SON SÖZÜ ERDOĞAN SÖYLEYECEK

Hasankeyf Koruma Derneği Başkanı Ömer Güzel de ‘devlete karşı gelecek hâlimiz yok ki’ diyor. Güzel, oturduğu ev ve Eyyübiler devrinden kalma bahçeleri için verilen istimlak bedellerini kabul etmediğini söylüyor. Güzel’in dudaklarından şu cümleler dökülüyor: “Biz burada tahtlarda uyuyup tahtlarda uyanır gibi bakarken her sabah, ne yaparız dağda? Bu yaştan sonra yeniden nasıl hayat kurarız? Biz mağarada yaşamış insanlarız, lüks dairede gözümüz yok ki!”

Ilısu Barajı için karar gününe yaklaşılıyor. Son söz Başbakan Erdoğan’da. Yarım yüzyılı geçen bu ‘olmak ya da olmamak’ meselesinin neticesi yakında görülecek.

Ilısu Barajı ilk olarak 1954’te gündeme geliyor. 1971’deki ilk araştırmalardan sonra 1982’de proje planı kabul ediliyor. 2000 ve 2002’de iki ayrı uluslararası konsorsiyum barajın yapılması hâlinde doğacak sosyal ve ekolojik sonuçlar sebebiyle çekiliyor. 2004 yılında ise Avusturya, Almanya, İsviçre ve Türkiye’den bazı firmalarla yeni bir ortaklık kuruluyor. Mart 2007’de ilgili ülkelerin hükûmetleri projeye hazine garantisi temin edip krediyi sağlayacaklarını belirtiyor. Ancak kredi için 153 şartın yerine getirilmesi talep ediliyor. Uluslararası bir bilirkişi ekibi, bu yükümlülüklerin yerine getirip getirilmediğini izlemek üzere görevlendiriliyor. Temmuz 2007’de Zürih Kantonal Bankası projeden çekildiğini açıklıyor. Ağustos 2007’de Türkiye, Konsorsiyum ve Bank Austria Creditanstalt (Avusturya), Societe General (Fransa) ve Deka Bank (Almanya) arasında barajın yapımı için anlaşma imzalanıyor.

ŞOKE EDİCİ RAPOR

Proje ortakları tarafından kurulan uluslararası heyet, şartları denetlemek için Türkiye’ye geliyor. Mart 2008’de konuyla ilgili rapor açıklanıyor. DSİ’yi şoke eden raporda, öngörülen yükümlülüklerden hiçbirinin yerine getirilmediği, uluslararası standartların yakalanamadığı vurgulanıyor. Baraj inşaatının en az iki sene ertelenmesi öneriliyor.

TÜRKİYE’YE MAVİ MEKTUP VERİLDİ

Bu rapor Türkiye’de telaşa sebep olmuş. Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi’ni hazırlayan şirket, şimdi, bilirkişi heyetinin istediği kriterleri yerine getirmek için çalışıyor.

Almanya, Avusturya ve İsviçre hükûmetleri ise Ilısu Barajı’na sağladıkları kredileri geri çekme niyetinde olduklarını belirten son bir uyarı gönderdi. Bu uyarıya diplomatik dilde ‘Mavi Mektup’ adı veriliyor.

Doğa Derneği Hasankeyf Kampanyası Koordinatörü Erkut Ertürk, kendi tarihî mirasımız için projeden vazgeçilmesi gerektiğini söylüyor. Hasankeyf’in yüzde 80’inin su altında kalmayacağı iddiası hususunda şunları dile getiriyor: “Su, ilçe merkezinde yaklaşık 64 metre yükselecek. Tarihî eserlerin çoğunluğu sular altında kalacak.”

Birecik Barajı’nın suları altında kalan Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi<<, âdeta Hasankeyf’in başına geleceklerin canlı şahidi. İlçe, 10 kilometre öteye taşındı. Halfeti; Zeugma Antik Kenti ve tarihî konaklarıyla dikkat çekiyor. Fırat’tan kopmak insanların hayatını olumsuz etkilemiş. İntihar edenler dahi olmuş. Çünkü tam 40 bin hektar sulu tarım arazisi sular altında kalmış. Topraklarını baraja kurban verenlerden biri de 80 yaşındaki Mehmet Kanlı. Nehir kenarındaki 45 dönümlük meyve bahçesi istimlak edilmiş. Aldığı para ile fıstık bahçesi alan Mehmet Dede, Fırat kenarındaki günlerini arıyor.



ILISU BARAJI’NIN TEHDİT ETTİĞİ CANLILAR

Fırat kaplumbağası: Küresel ölçekte yok olma tehdidi altında.

Çizgili sırtlan: Bölgesel ölçekte yok olma tehdidi altında.

Küçük kerkenez: Küresel ölçekte yok olma tehdidi altında. Hasankeyf kayalıklarında yaşıyor. Bölgedeki kolonisinin en az yarısı su altında kalacak.

Alaca yalıçapkını: Bölgesel ölçekte yok olma tehdidi altında. Türkiye ve tüm Avrupa nüfusunun yüzde 20’si yok olacak.



ILISU’DAN EKONOMİYE YILDA 300 MİLYON DOLARLIK KATKI BEKLENİYOR

GAP kapsamında olan ve Dicle Nehri üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı; Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illeri sınırlarında yer alacak. Enerji amaçlı bir baraj olan Ilısu’nun 135 metre yüksekliğinde ve 1820 metre uzunluğunda gövdesi olacak. Gövde için 45 milyon metreküp dolgu yapılacak. Barajda 11 milyar metreküp su depolanacak. Santralın kurulu gücü toplam 1200 megavat olacak. Yılda 3,8 milyar kilovat/saat elektrik üretecek barajın ekonomiye yıllık katkısının 300 milyon dolar olması bekleniyor. 

Aksiyon

 

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihim.org üyesiyseniz haber yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, arartırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihim.org sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

yenisite

Haberi Paylaş

Bookmark and Share

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün271
mod_vvisit_counterDün650
mod_vvisit_counterBu Hafta271
mod_vvisit_counterBu Ay3592
mod_vvisit_counterToplam721448