Anasayfa Haberler tarih kitap Muhteşem saraya yaraşır kitap
Muhteşem saraya yaraşır kitap PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 09 Nisan 2008 00:53
Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kaleme aldığı 'Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı' isimli kitap, dün akşam sarayın Enderun avlusunda yapılan bir törenle tanıtıldı.

Asya Katılım Bankası'nın (Bank Asya) desteğiyle Kaynak Yayınları tarafından hazırlanan kitap, okurları Osmanlı'nın ihtişamlı günlerine yolculuğa çıkarıyor. Ortaylı, tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, yayınevine teşekkür ederek, bu kitabın sarayın bir rehberi olduğunu, sırada çocuklar için benzer bir çalışmanın yer aldığını söyledi. Bank Asya Genel Müdürü Ünal Kabaca da kitabın, okurları imparatorluğun bir zamanlar en büyük sarayının ihtişam dolu günlerine geri götüreceğini dile getirdi.

Her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan Topkapı Sarayı, çinileri, kubbeleri, vitrinlerinde sergilenen sınırlı sayıda eserleri ile turistleri büyülemeye yetse de çok daha farklı zenginliklere sahip. Dehrin bazen neşeli, bazen hüzünlü günlerine sahne olan saray, hem idare hem de eğitim mekanıydı. İçoğlanları ile cariyeler Enderun ve Harem'de yetiştikten sonra saray terbiyesini, kültürünü İstanbul içine, imparatorluğun uzak diyarlarına taşırlardı. Saray, öylesine oturmuş kuralları olan bir özel mekandı ki, asırlar boyunca ne yemek vakitleri, ne yatma-kalkma saatleri, ne de kimin nerede nasıl hareket edeceğini gösteren kurallar değişti. Her taşına Fatih'in cihangirliğinin, Bayezid'in hassas ruhunun, Yavuz'un heybetinin, 4. Murad'ın yiğitliğinin, 3. Selim'in musiki nağmelerinin sindiği Topkapı Sarayı'nı oradaki yaşanmışlıklarla anlatan bir eserin yokluğu hissedilmekteydi. Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kaleminden çıkan 'Mekanlar ve Olaylarıyla Topkapı Sarayı', bu ihtiyacı karşılayacak ciddi bir kaynak. Yazarın tarihe vukufunun yanısıra, sarayı detaylarıyla tanıması ve halen burada görev yapması da kitabın önemini bir kat daha artırıyor. Engin Çiftçi'nin imzasını taşıyan görsel tasarım, sarayın havasını yansıtmakta oldukça başarılı. Hasan Hayri Demirel ve Salih Gülen'in editörlüğünde hazırlanan kitaba yine Kaynak Yayınları'ndan çıkan 'Mukaddes Emanetler' kitabında olduğu gibi bir CD eşlik ediyor.

"Topkapı Sarayı mütevazıdır" diyor, İlber Ortaylı kitapta: "16. yüzyılın ünlü mimarı Mimar Sinan bile bu sarayda sadece bir bölüm inşa etmiştir. Lakin bu mütevazı sarayın kendine özgü pandantif biçimli güzel binaları, nefis çinileri ve tabiatla iç içe geçmiş yapısı ile bulunduğu Sarayburnu, İstanbul'un neresinden bakılsa ona ihtişam verir. İçindeki yüzlerce hizmetli ve birkaç bin muhafız süvari israftan uzak, mütevazı şartlarda yaşamışlardır. Saray mutfağında ünlü Türk mutfağının en güzel örnekleri özenle hazırlanmıştır. Kumaşlar, 16. ve 17. yüzyılın en iyi dokumalarıdır. İnsanlar yemeklerini Çin porseleninde yemelerine rağmen dar mekanda yaşarlar; mütevazı, disiplinli ve programlı bir hayat sürerlerdi." Ortaylı, 312 sayfalık kitap boyunca bu hayattan kesitler sunuyor, mekan ile isimlerine tarihte rastladığımız şahsiyetler arasında irtibatlar kuruyor. Mustafa Yılmaz'ın objektifinden çıkan fotoğraflar, bu tarih yolcuğunu, bizzat Topkapı Sarayı'na gitmeden gerçekleştirmeyi mümkün kılıyor.

Sarayı gezer gibi okunacak

Dört yüz yıl boyunca cihan hükümdarının tahtına ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı'nın ilk binaları, İstanbul'un fethinden hemen sonra inşa edildi. İhtiyaca göre yapılan ilavelerle genişleyen saray, 19. asrın ortalarına kadar idare merkezi olma görevini icra etti. Osmanlı padişahları, Boğaziçi'ndeki yeni mekanlarına taşındıktan sonra da Topkapı ile alâkalarını kesmediler. Saltanat hazinesi, Emânât-ı Mübareke, imparatorluk arşivi, burada muhafaza edildi. Hırka-i Saadet ziyaretleri, her Ramazan yine burada yapıldı. Son devir padişahları ataları gibi tahta burada cülus ettiler, cenazeleri buradan kaldırıldı. 1924 yılında müzeye çevrilen Topkapı Sarayı, barındırdığı seksen bini aşkın eser, yirmi iki bin el yazması ve muazzam arşivi ile dünyanın en önemli kültür mekanlarından biri. Osmanlı'yı yakından tanımak için sarayı bir de bu kitaptan gezmek gerekiyor. Bağdat Köşkü'nün kapısı üzerindeki beyitte yazdığı gibi: "Küşâde bâd be-devlet hemîşe în dergâh / Be-hakkı eşhedü en lâ ilâhe illallah." (Bu dergâh, eşhedü en lâ ilâhe illallah hakkı için devletle açık olsun.)

kaynak: zaman.com.tr

 

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihim.org üyesiyseniz haber yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, arartırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihim.org sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

yenisite

Haberi Paylaş

Bookmark and Share

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün54
mod_vvisit_counterDün644
mod_vvisit_counterBu Hafta2213
mod_vvisit_counterBu Ay5534
mod_vvisit_counterToplam723389