Anasayfa Haberler tarih özel Sabetaycıların hikâyesi
Sabetaycıların hikâyesi PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 08 Haziran 2009 19:35
Türkiye'de son 50-60 yıldır bir Sabetaycı, yani "dönme" furyası başını almış gi¬diyor. Bütün bu işlerin başlangıcı ise 400 yıl önce "mesih" olduğunu iddia ederek ortaya çıkan sonradan görünüşte Müslüman olan Sabetay Sevi'ye dayanıyor.

İsrail'de yayınlanan bir gazeteye demeç veren Sabetay cemiyetinden lideri olduğu söylenen kişi, Türkiye'de 60 bin Sabetaycı olduğunu ve İsrail'e göç etmek istediklerini söyleyince Sabetayist tartışmaları tekrar başladı. Sabetaycılık, hakkında çok söz söylenen ancak fazla bilinmeyen veya yanlış bilinen bir konudur. Dönmeler ve Sabetay Sevi konusunda en önemli araştırmalar Gershom Scholem ve Abdurrahman Küçük'ün eserleridir.

Mesih Müslüman oldu

Sabetay Sevi, 17. yüzyılın ikinci yarı­sında İzmir'de mesihlik iddiasıyla ortaya çıkıp, İsrail rüyası gören Yahu­diler'i heyecanlandırmıştı. Dünyanın dört bir tarafındaki Yahu­diler, mesihlerinin kendilerini Filistin'e götüreceğine inanarak göç ha­zırlıklarına başladılar. Ancak ortalık karışıp, hadiseler Osmanlı yöneticilerinin kulağına gidince, Sabetay tutuklandı.

Bu yıllarda Osmanlı tahtında Avcı Mehmed diye anılan Dördüncü Mehmed vardı. Sabetay Sevi, 16 Eylül 1666'da Edirne'de devlet ileri gelenlerinin önünde sorguya alındı. Bir süre sorgulandıktan sonra Sabetay'ın denildiği gibi gücü varsa mucize göstermesi emredildi. Mesih çırılçıplak soyulacak ve okçular tarafından ok yağmuruna tutulacaktı. Eğer oklar vücuduna işlemezse Osmanlı yöneticileri, Sabetay'ın dediklerinin doğru olduğuna inanacaklardı.

Bunun üzerine Sabetay, hemen mesihlikten vazgeçti. Ken­disinin basit bir haham olduğunu, mesihlik işini Yahudiler'in ya­kıştırdığını söyledi. Tercümanlığını Yahudi iken Müslüman olmuş Hayatizâde isimli bir hekim yapıyordu. Hayatizâde Mustafa Fevzi "tek kurtuluş yolunun Müslüman olmasıyla mümkün olacağı"nı söyledi. Bunun üzerine Sabetay Sevi, Kelime-yi Şehadet getirerek Müslüman oldu ve Mehmed ismini aldı. Sevi sonradan yeni ismine ruhani bir anlam katmak için "Aziz"i de ekledi.

Sabetay'ın Müslüman olması, kendilerini İsrail'e götürece­ğini bekleyen Yahudiler arasında büyük bir şok tesiri yaptı. Sabetay, taraftarlarının dağılma­ması için her türlü yola başvurdu. Taraftarları efendilerinin du­rumunu Firavun'un sarayında kalan Hazreti Musa'ya benzeti­yorlardı. Ayrıca Sabetay'ın göğe çıktığı, Tanrı'nın emriyle yerini Türk kıyafetiyle dolaşan bir meleğe bıraktığı söyleniyordu. Yahudiler, mesihlerinin Müslüman olmasına çeşitli kılıflar uydur­dular.

Osmanlı yetkilileri, Müslüman oldu­ğunu zannettikleri Sabetay Sevi'nin İstanbul'da Kuruçeşme'de eski müritlerinden bir kısmını toplayarak, ayinler yaptığını haber alınca Sabetay, 1673'te Adriyatik kıyılarındaki Ülgün'e sürüldü. Sürgünden sonra Sabetay'ın taraftarlarının bir kısmı Sela­nik'te toplandı.

Kendi öldü adı kaldı

Sabetay Sevi, Eylül 1675'de Ülgün'de öldü. Taraftar­ları mesihlerinin ölümünden sonra da efendilerine bağlı kalmaya devam ettiler. Dönmelere göre Sabetay ölmemiş, dünyadan çekilmişti. Taraftarları mesihlerinin ölümünden sonra 1689'da ikiye, 1720'de de Karakaşlar, Kapanîler ve Yakubîler olmak üzere üçe bölündüler. Dönme diye adlandırılan bu gurup, uzun süre toplum içerisinde Müslüman görünürken, kendi içlerinde inançlarını muhafaza ettiler. Ancak bir kısmı zamanla tamamen eski inançlarından koparak Müslü­manlaştı. Bir kısmı da Sabetay Sevi'nin bıraktığı mirası hâlâ de­vam ettiriyor.

19. Yüzyıl'da Selanik'te 5000 Sabetaycı vardı

Türkiye'de dönmelerle ilgili komplo teorileri bitip tükenmek bilmiyor. Eskiden bu

teorileri muhafazakâr kesim üretirdi. Şimdi modaya solcular da uydular. Bu iddialar yanlış bilgilendirme ve kafaları karıştırıp, insanları uyutmaktan ileri gitmiyor. Televizyon programlarında Türkiye'de 1.5 milyon dönme olduğu bile iddia edildi. Şimdi ise 60 bin kişi olduğu söyleniyor. 19. yüzyılda Selanik'te bulunan İngiliz konsolosu Charles Blunt dönmelerin sayısını 1839'da 5 bin olarak verdiğine göre günümüzde Türkiye'deki Sabetaycı sayısının da çok fazla olmaması gerekir.

A siz yoksa tarihçi misiniz?

Murat Belge'yi eleştirince sağdan soldan çıkanlar "ben de varım, ben de varım, ben de tarihçiyim, ben de entelim" diye Murat Bardakçı'ya sallamaya başladılar. Maşallah Bardakçı tek başına hepsinin hakkından geldi. Ancak tarihçilikte dikili bir ağacı olmayan Halil Berktay, Bardakçı'nın her biri birer mizah şaheseri olan yazılarından vücut kimyası bozulduğu için olacak, sağlıklı düşünemeyip o kinle bana ve İlber Ortaylı hocaya saldırdı. Bana aptal diyor. Tarihçi biraz aptal olmalı" dediğimi iddia ediyor. Benim sözümü ona aktaran yanlış nakletmiş. Ben "bazı aptallar kendilerini tarihçi zannediyor" demiştim.

Ben Bardakçı'ya yapma, etme bunların balonlarını patlatma, bir yerlerine bir şey olur demekten dilimde tüy bitti. Anlatamadım. Sonunda olan oldu. Halil Berktay bu hâle geldi. Sayın Bardakçı vatan kurtaran aslanlara dokunma. En kahraman Rıdvan rolünü oynamaya devam etsinler. Yoksa akıl sağlıklarına bir şey olacak.

Erhan Afyoncu

Bugün

 

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Yorum ekle

Söz sizde!
* tarihim.org üyesiyseniz haber yorum yapabilirsiniz.
* Henüz üye olmadıysanız yorumunuz yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlancaktır.
* Hemen yayınlansın istiyorsanız lütfen üye olunuz.
* Ahlaki kurallar çerçevesinde yorumlarınızı yazınız.
*******
Not:
* Sitemizdeki yayınlanan köşe yazıları, arartırma ve makaleler sitemizin değil, yazarının görüşlerini yansıtır.
* Yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsanız, kendinizi tanıtıcı bir bilgi eşliğinde yazılarınızı gönderdiğiniz takdirde, yazınız www.tarihim.org sitesinde yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Haberi Paylaş

Bookmark and Share

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün329
mod_vvisit_counterDün812
mod_vvisit_counterBu Hafta3635
mod_vvisit_counterBu Ay9591
mod_vvisit_counterToplam279629