Anasayfa Forum
Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Bir istifanın perde arkası (Kazım Orbay Paşa )
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Bir istifanın perde arkası (Kazım Orbay Paşa )

Bir istifanın perde arkası (Kazım Orbay Paşa ) 2 yıl, 8 ay önce #864

  • kutlugil
  • ( Yetkili )
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Tarih Sevdalısı (Yönetici)
  • Gönderiler: 511
  • Karma: 3
  • 
M. Latif SALİHOĞLU


x__.jpg


Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay, 1946 yılı Temmuz ayı sonlarında sürpriz bir istifa kararıyla görevinden ayrıldı. Onun yerine atanan Org. Salih Omurtak için de 30 Temmuz`da devir teslim töreni yapıldı. Bu hadise, günümüzde çoğu kimsenin umurunda olmasa da, istifa olayı o günlerde bir hayli garipsenmişti.
Göreve geldiğinin daha ikinci senesinde, bir genelkurmay başkanının beklenmedik istifası, elbette ki o günkü insanlarımızın garibine gidecekti. Zira, Kazım Orbay`ın selefi olan Fevzi Çakmak, tam 22 yıl (1922–44) aralıksız şekilde genelkurmay başkanlığı yapmıştı. O halde Orbay Paşa, neden halefi olan Fevzi Paşanın ancak onda biri (1/10) kadar bu makamda kaldıktan sonra aniden istifa edip ayrılmıştı?
Bu soru, gelişmelerin iç yüzünü bilmeyenlerin zihnini haliyle kurcalayıp duruyordu. Ancak, acı gerçekler zamanla ortaya çıkacak ve mesele kısmen de olsa aydınlığa kavuşacaktı...
* * * Kazım Orbay, Fevzi Paşanın—kerhen de olsa—yaş haddinden emekliye ayrılmasının ardından, 12 Ocak 1944`te genelkurmay başkanlığına getirildi. Aynı zamanda meşhur Enver Paşanın eniştesi olan Orbay`ın da, uzun yıllar aynı makamda kalacağı tahmin ediliyordu. Fakat, tahminler tutmadı ve gizli tutulan bir cinayetin, çarpıcı hadiseleri tetiklemesi sonucu, Orbay, ancak 2,5 sene kadar bu makamda oturabildi. İşte, bu çarpıcı hadiseler zincirinin flaş halkaları: * Tek çocuk sahibi olan dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay`ın oğlunun adı, Ankara`da işlenen bir cinayet hadisesine karışıyor. Daha sonra açılan mahkemede de ifade edildiği üzere, Orbay`ın oğlu Haşmet Orbay, Neşet Naci Arcan isimli bir doktoru muayenehanesinde vurarak öldürüyor. (16 Ekim 1945)
* Ancak, bu cinayetin üstü kapatılmak ve hadise bütünüyle örtbas edilmek isteniyor. * Bütün bu olup bitenlerden, 17 yıllık Ankara Valisi Nevzat Tandoğan`ın da haberi oluyor. Yani, bu olaylar zincirinin içinde o da var. Ancak, vali bildiklerini ilgili mercilere bildirmek yerine, o da yetkisini cinayeti örtbas etme yönünde kullanıyor. (Bilahare, bu cinayeti üstlenmesi için Reşit Mercan isimli kişiyi tehdit ettiği de ortaya çıktı.)
* Bir müddet sonra, çok yönlü bir soruşturma başlatılıyor. Cinayetin aydınlatılmamasında vali Tandoğan`ın parmağının olduğu anlaşılınca, mahkemenin Eskişehir`de yapılmasına karar veriliyor. * 9 Temmuz 1946 günkü duruşma için Eskişehir`e çağrılan vali Tandoğan, hiç ummadığı bir durumla karşılaştı. Mahkemede, cinayeti kasten ve bilerek örbas etmekle suçlanınca, tehevvüre kapılarak hakimlere bağırmaya başladı: `Buraya beni `tanık` olarak çağırdınız, ama bakıyorum da `sanık` yerine koymaya başladınız. Ben buraya tanık olarak geldim, sanık olarak değil!..`
* Ancak, bu hiddetlenmenin ona hiçbir faydası olmadı; bilakis zararı oldu. Dikkatler ve şüpheler tamamiyle vali Tandoğan`ın üzerinde toplandı. Artık arkadaşları, dostları dahil herkes, ona farklı bir gözle bakmaya başladı. Bu vaziyet, onun ruhi dengesini bozdu. * Hayli kahırlanmış ve kafası allak-bullak olmuş vali Tandoğan, akşam evine geldi; ancak, kahrından bir türlü yatamadı. Ne kadar uğraştıysa da, gözleri uyku tutmadı. `Bunu bana nasıl yaparlar?` deyip durdu.
Aynı zamanda CHP il başkanı da olan vali Tandoğan, en yakın arkdaşlarından (partidaşlarından) şüphelenmeye başlayınca, nevri büsbütün döndü. Şuurunu kaybetmişcesine `Evet! Evet! Beni en güvendiğim kimseler ihbar etmiş olmalı` diye kendi kendine bağırıp çığırmaya başladı. Ağır bir psikolojik bunalım içine girdi ve nihayet kendini tutamayarak silahını kafasına dayayıp tetiğe bastı...
* Ertesi günkü gazetelerin şok edici flaş haberi şuydu: `Vali Tandoğan intihar etti.` * Bu intihar hadisesi, valinin evinde olduğu gibi, valilik makamında, CHP genel merkezinde, Çankaya`da, Meclis`te, cenah-ı askeriyede, Ankara`da ve hatta bütün Türkiye`de bomba etkisi yaptı.
* İşte, bu parça tesirli sosyal bombanın en çok sarstığı kişilerden biri de, Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay oldu. Çünkü, bütün bu sarsıcı hadiseler zincirinin başı, onun oğlunun işlediği cinayet halkasına gidip dayanıyordu. * Bu vaziyette, bu makamda daha fazla kalamayacağını anlayan Orbay Paşa, intihar olayından 20 gün sonra (hatta 15 gün sonra olduğu da belirtiliyor) Genelkurmay Başkanlığından istifa etmek durumunda kaldı. * * *







Şimdi de, bu trajik hikayede ismi geçen iki olay kahramanı hakkında önemli diğer bazı bilgileri özetle aktarmaya çalışalım. Orbay Paşa: 1887`de İzmir`de doğan M. Kazım Orbay, 1964`te Ankara`da öldü. 1909`daki Hareket Ordusunda vazife aldı. Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşına kadıldı. 1937`de Dersim Harekatında bulundu. Fevzi Paşadan sonra 1944`te Genelkurmay Başkanı oldu. İki buçuk yıl sonra istifa etti. Bir müddet sonra Yüksek Askeri Şura Üyeliğine atandı. 1950`de emekliye ayrıldı. 1960 darbesinden sonra kurulan mecliste `tabii senatör` yapıldı. Vali Tandoğan: 1894`te İstanbul`da doğdu, 1946`da Ankara`da intihar etti. İstanbul Hukuk Mektebini bitirdi. 4 yıl Kasımpaşa Nümune Mektebinde öğretmenlik yaptı. 1919-24 yılları arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğünde çalıştı. 1925 yılında Malatya ve 1929`da Ankara Valiliğine atandı. Ölümüne kadar Ankara`da valilikle birlikte belediye başkanlığı görevini de yürüttü. Vali Nevzat Tandoğan`ın, 3 Mayıs 1944`te tutuklanıp huzuruna çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti`ye söylediği şu sözler tarihe geçti: `Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin vazifeniz çiftçilik yapmak, askere çağırdığımızda askere gelmek...` (Bkz. Hürriyet, 31 Mart 2004)

Tandoğan, intihardan üç yıl kadar evvel de, Bediüzzaman Said Nursi`yi Ankara`daki valilik makamına çağırarak, sarığını zorla çıkarttırıp başına şapka koymak ister. Celallenerek hiddete gelen Üstad Bediüzzaman ise, bu şeni` tavrından dolayı ceberut valiye şöyhe hitap eder: `Bu sarık bu başla beraber çıkar. Ben sizin ecdadınızı temsil ediyorum. Başından bulasın Nevzat!`
Ve, ceberut Nevzat, üç yıl sonra kendi silahıyla başından bulur. Günün Tarihi 30 Temmuz 1946: Org. Kazım Orbay genelkurmay başkanlığından istifa etti; yerine Org. Salih Omurtak atandı. Orbay Paşanın genelkurmay başkanlığı ancak 2,5 yıl kadar sürdü. Sürpriz gelişmeler, bu sürenin kısalmasına sebeb oldu.

30.07.2005 E-Posta: latif@yeniasya.com.tr
Son Düzenleme: 2 yıl, 8 ay önce Düzenleyen kutlugil.
  • Sayfa:
  • 1
Yetkililer: THS, kutlugil, tabur28
Sayfa oluşturulma süresi: 0.25 saniye
yenisite