İslamiyet ,insanlık tarihinde yeni ve son bir din olarak doğarken muhakkak ki insanlar ve toplumlar üzerinde çok büyük değişim ve gelişimlere sebep olmuştur. En mükemmel bir yaşam biçimi olan İslam dini , yayıldığı toplumlarda eski inançlarla çatışmış ,menfaatleri bozulan kitlelerin hedefi haline gelmiştir.
İslamiyetin doğduğu Arap yarımadasında o tarihte 12 yahudi kabilesi vardı. Bu kabilelerin yüzyıllar önce Medine yöresine gelişleri ile ilgili çeşitli söylentiler vardır.
Birinci söylentiye göre o tarihten 12 asır evvel Hz. İbrahim döneminde Yesrib (Medine) bölgesinde yaşamakta olan Amalika kabilesine karşı gönderilen ordu zafer kazanmış ve daha sonra bazı kabileler buraya yerleşmişlerdi.Bu hikayeye göre onlar Araplardan önce bu toprakların sahibi olduklarını iddia ediyorlardı.
Yahudilerin bir başka söylentisine göre MÖ.587 ‘de Irak üzerinden gelen Buhtun-Nasr’ın Kudüs’ü yakıp yıkıp Yahudileri dağıttığı bir dönemde bazı Yahudi kabileleri güneye göç ederek Yesrib (Medine) ve çevresine yerleşmişlerdi .
Diğer bir tarihi gerçek ise şudur : MS. 70 ‘de Romalılar Filistin’deki Yahudileri katletmeye başlamışlar ve bazı Yahudi kabilelerini de 52 sene sonra ( MS.132 ) sürgün ederek uzaklaştırmışlardır. Bu kabileler Medine bölgesine geldiklerinde burada bulunan Arap kabileleri üzerinde hakimiyet kurarak yerleşmişlerdir.
Üç yüz yıl sonra MS.450 veya 451’de büyük Yemen sel felaketi sonucu (Sebe suresinde anılmaktadır) bazı Arap kabileleri kuzeye göç etmişlerdi . Medine’ye hakim olan Yahudiler Evs ve Hazrec isimli iki büyük kabileyi şehre sokmamışlar , onlara toprak vererek çölde yerleşmelerini sağlamışlardı. Daha sonra bu kabile liderlerinden biri Şam bölgesine göç etmiş akraba Gassan kabilesinden yardım istemiş ve Şam’dan kuvvetli bir ordu gelerek Medine’deki Yahudi direncini kırmış ve kalabalık bu iki Arap kabilesi Medine’yi ellerine geçirmişlerdi . Şehirdeki iki büyük Yahudi kabilesi ( Nadir oğulları , Kurayza oğulları ) şehri terk etmek zorunda kalmış ve araları açık olan diğer Yahudi kabilesi ( Kaynuka oğulları ) Medine’de kalmışlardı. Kaynuka’lar Hazrec kabilesinin , Nadir ve Kurayza kabileleri de Evs kabilesinin himayesi altına girmişlerdi.
Yahudilerin dil,giyim adet ve gelenekleri tamamiyle Araplaşmıştı . Arap yarımadasında yaşayan 12 kabileden sadece birinin ( Beni Zavra – İbranice ) dışında hepsinin adı Arapça idi . İçlerindeki birkaç bilgin dışında İbranice bilmezlerdi. Araplarla kız alıp verirlerdi. Dinleri dışında hiçbir fark yoktu. Buna rağmen çok ilginçtir ki asimile olmamışlar Yahudilik şuurunu devam ettirmişlerdi. ( Aynen bizdeki dönme Yahudiler – Sabetaycılar- gibi bulundukları coğrafyanın renklerini taşıyor ,isimlerini alıyor fakat Yahudiliklerini asla unutmuyorlardı )
Görünürde Araplaşmalarına gelince burada rahat yaşayabilmek için başka çareleri yoktu. Yahudilerin , dinlerini yayma gibi bir dertleri de yoktu. Dinlerini milli bir din olarak kabul eder sadece ticari çıkarlarını düşünürlerdi. Allah’a inanırlardı ama para onlar için bir puttu .
Birbirleriyle savaşan çapulcu Arap kabileleri karşısında Yahudiler , ekonomik yönden çok güçlü idiler . Kuzeydeki bölgelere hurma satıp buğday ithal ediyorlardı. Balıkçılık,tavukçuluk ve kumaş dokuma işleri ellerinde olup açtıkları meyhanelerde Şam’dan getirdikleri şarapları satıyorlardı. Medine içinde yuvalanan Kaynuka Yahudileri kuyumculuk,demircilik ve madeni eşya imalatı ile uğraşıyorlardı. Korkunç bir gelir sağlıyorlardı. Fakat asıl gelir kaynakları tefecilikti . Yarımada üzerinde kurdukları tefecilik örgütü ile para ihtiyacı duyan Arapları cazip finans kaynaklarıyla hemen tuzağa düşürüyorlardı. Yüksek faizle borç alan bu insanlar ödeme güçlüğü çekerek bağımlı hale getiriliyor ve ödemede yamukluk yapanlara karşı da raconuna uygun tahsilat yöntemleri uygulanıyordu. Bu yüzden Yahudilere karşı kin, nefret ve eziklik vardı.
Yahudiler hiçbir kabileyi diğer kabileye karşı desteklemezlerdi. Arap kabilelerinin kendi aralarında savaşmaları işlerine geliyordu. Arapların birlik ve beraberlik içinde olmaları onların egemenlik ve servetlerinin yok olması demekti.
Hicretten bir süre önce Medine’de yerleşik iki büyük Arap kabilesi (Evs ve Hazreç ) arasında Buas mevkiinde çok şiddetli bir savaş oldu. Kurayza ve Nadir Yahudileri , Arap Evs kabilesinin müttefiki olarak , Kaynuka Yahudileri de Hazreç kabilesinin yandaşı olarak bu şiddetli çatışmaya katıldılar.
İşte bu şartlar içinde İslam güneşi Medine’ye ulaştı. Yahudiler için en büyük tehlike şimdi başlıyordu. Bu kargaşa ve düşmanlık ortamında yüce Allah’ın güzel elçisi Hz.Muhammed (sav) birbiriyle kanlı bıçaklı olan Evs ve Hazreç kabilelerini islamla şereflendirmiş ve düşman kardeşleri dost yapmıştı. Medine Sözleşmesiyle de toplumsal barışı sağladı ama Yahudilerin kalplerindeki kin ve nefret duyguları hiçbir zaman sönmedi. Yahudiler de bu sözleşmeye imza koymuşlardı ama kısa sürede ahitlerini bozdular .
Evs,Hazreç ve muhacirler arasında kurulan İslam birliği ve kardeşliği Yahudileri telaşa düşürdü. Hazreti Musa gibi kendilerine Allah’a ,peygamberlere ,itaate davet eden bir Peygamber’i kabul etmek milli ve dini tutuculuklarına ters geldi. İnsanlar ve kabileler arasındaki çatışmalardan nemalanan siyasetlerini sürdürmeye bu yeni inancın izin vermeyeceğini görünce korkunç bir mücadele içine girdiler. Günümüzdeki mücadele o günün şartları içindeki mücadelenin makro planda devamıdır.
. Yahudi Nadir oğullarının reisi Ka’b bin Eşref , Bedir savaşıyla ilgili olarak “ Allah’a yemin ederim ki Muhammed , Kureyş’in ileri gelenlerini öldürmüşse eğer , yerin altı bizim için yerin üstünden daha iyidir “ diyordu. Sonra Mekke’ye gidip yenilen Kureyş’lileri tahrik etmek için konuşmalar yapıp , şiirler okudu. Ardından Medine’ye gelerek Müslüman kadın ve kızlarını aşağılayıcı şiirler okumaya başladı. Sonra bu azgın Yahudi , yapmış olduğu fesat ve ahlaksızlardan dolayı Sevgili Peygaber’imizin görevlendirdiği bir adam tarafından öldürüldü .
Bu inanç sisteminin önderi Hz.Muhammed’e suikast düzenlediler . Örtünen bir Müslüman kadını çarşı ortasında zorla soydular. Çıkan çatışmada iki taraftan insanlar öldü. Hz.Muhammed (sav) bizzat Yahudilerin mahallesine giderek onların yola gelmeleri için konuştu. Buna rağmen onlar “ Ey Muhammed ! Sen bizi , o öldürdüğün savaş bilmeyen Kureyş mi sanıyorsun ? Bizimle savaşmaya yeltenirsen cesaretin ne olduğunu görürsün !”
Bunun üzerine Hz.Peygamber mahalleyi abluka altına aldı ve onbeş gün sonunda Yahudi savaşçılar esir edildiler . Yapılan görüşme ve ısrarlar sonucu Kaynuka oğulları tüm mal,silah ve sanayi aletlerini bırakarak Medine’yi terk etmek zorunda kaldılar .
Nadir oğulları Yahudileri de Hz.Peygamber’e düzenledikleri suikast girişiminden sonra şehirden kovuldular.
Bu mücadelelerin en büyük nedeni Yahudilerin siyasi ve ekonomik (faizcilik üzerine kurulmuş ) maddi menfaatlerinin engellenmesidir. İçkiyi , faizi,insanların savaşmasını yasak eden bir düzende Yahudi nasıl semirebilir ki ? Yahudilerin insanlığa olan düşmanlıklarının temelinde bu vardır.
Yahudinin bankacılık,silah sanayi,medya ,içki ve uyuşturucu ticareti, ahlakın bozulması yolunda karşısına çıkan en büyük engel bilinçlenmiş Müslümanlar ve İslam dinidir. İslamiyetin evrensel kitabı olan Kur’an’daki mesajları incelerken ,yüzyıllar da geçse huyları hiç değişmeyen Yahudileri yakından tanıyarak öğrenmekte yarar vardır .