| Avrupalıların örnek aldığı mahkeme |
| Pazartesi, 22 Şubat 2010 00:45 | |||
|
Osmanlı İmparatorluğu'na gelen elçi ve seyyahlar meraklı gözlerle Türkler'in gücünün sebebini araştırırlardı. Padişahların otoritesi, Osmanlı ordusu ve Türk adaleti en çok üzerinde durdukları ve kendi ülkelerine örnek gösterdikleri uygulamalardı. OSMANLI MAHKEMELERİ Osmanlı topraklarında görülen davalarda, ilgili işlerin hallini hızlandırmaya yarayan sadeliği, özellikle mahkeme işlemlerinin ve sonu olmayan davaların uzun sürmesinden muzdarip olunan Batı'da, Osmanlı yargı yetkisinin en önemli avantajlarından biri kabul ediliyordu. Seyyahlar, Türk hukuku hakkında son derece olumlu olan gözlemlerini Batı dünyasına sunarken, kendi hukuk anlayışlarındaki noksanlıklarını mukayeselerle dile getirmişlerdi. Avrupalılar, özellikle çabuk ve âdil hüküm verilmesinden etkilenmişlerdi. Birçok seyyah ve elçinin üzerinde durdukları bu konu Papalık tarafından bile kabul edilmişti. Papa X. Leo'nun Özel Kalemi Kardinal Jakob Sadolet, 16. yüzyılın başlarında bir hukukçuya ilginç bir mektup göndermişti: "Türkler'in bizde hiç bilinmeyen bir geleneğini, yani hukuk davalarında konu dışına çıkmaktan kaçınmalarını ve tüm anlaşmazlıkları az sayıda kelimelerle ortadan kaldırmalarını övmekten kendimi alamıyorum. Hangi ölümlü, bizde sonunda bir hiçin büyük bir meseleye; masala benzer bir hadiseye dönüştürüldüğü en küçük hadiseler hakkında bile yığınlarca protokolleri ve belgeleri; devasa dosyaları gördüğünde öfkeye kapılmayacak kadar aklını kaçırmış; insanlıktan bu kadar uzak kalmış olabilir. Bu yazışmalar kalabalığının yalnızca dava üzerine dava; koparılır koparılmaz, yeni bir baş çıkartan bir Hidra (Mitolojide çok başlı yarı yılan, yarı insan figürü); ne Herkül'ün, ne Jüpiter'in yok edebileceği bir canavar yarattığını gördüğünde kim hayrete düşmez ki. Cinayeti ve katli, ailelerin yok oluşunu ve devletlerin çöküşünü doğuran veba budur." Avrupalılar'ın şikâyetçi oldukları bu durum, Osmanlı yargı sisteminde yaşanmıyordu. Nitekim Avusturyalı Gerlach'ın seyahatnamesinde belirttiği gibi, Türkiye'de bir dava yüzünden 10, 20, 30 hatta 50 yıl mahkemelerde sürünmek gerekmiyordu. MAHKEMELERİMİZDEN UTANÇ DUYUYORUZ 16. yüzyılın ikinci çeyreğinde Türkiye'ye gelen ünlü Fransız şarkiyatçı Guillaume Postel'e göre Osmanlı sultanı kısa ve özlü mahkeme biçimi ve önlemleriyle vatandaşlarını, kanunî haklarını koruma altına almıştı. Postel, eserinde Avrupa'da var olan sistemi eleştirip, sonu gelmeyen mahkemelerden, yazışmalardan bahseder. Mahkemelerin sonuçlanmamasının sürekli yeni davaların açılmasına sebep olduğunu söyleyen Postel, Fransız mahkemelerini Türk adaleti ile karşılaştırdığında, utanç duyduğunu itiraf eder. İngiliz Kralı meşhur VIII. Henry bile iddialara göre, Kanuni Sultan Süleyman'ın kanunlarını kendisine aktarmaları için güvendiği adamlarını Türkiye'ye göndermiştir. 1522 yılına ait "Türk kitabında" da Osmanlı ve Avrupa yargı sistemi karşılaştırılır. Kutsal Roma-Cermen İmparatoru'nun "eşitlik ve adalete dayanarak hüküm vermesinden çok, güçlünün yanında yer aldığı" ifade edilir. Fransız Jean de Villamont ise oldukça iğneleyici bir şekilde, Hz. İsa'ya inancın eksikliğine rağmen, bu durumun Türkler"i âdil ve medenî olmaktan alıkoymadığını vurgular. "HAKİM" KELİMESİNİ ALMANLAR'A VERDİK Osmanlı adalet sisteminin Avrupa'ya önemli bir etkisi o dönemde hakim karşılığında kullanılan "kadı" isminin Almanca'ya girmesi ve bugün bile kullanılmasıdır. Leyla Coşan, "Alman Dilinde Kadı Sözcüğünün Yeri" isimli makalesinde bu konuyu teferruatlı olarak ele almıştır. Osmanlı yargı sistemini inceleyen Avrupalılar, kadıların yetkilerini de eserlerinde anlatmışlardır. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde esir olarak Türkiye'de uzun süre yaşayan Giovanantonio Menavino, kadının önemli önemsiz her şey hakkında hüküm verme yetkisi ve gücünden bahseder. Menavino eserinde örnekler vererek kadının yetkilerini ve adaletini anlatır. Kadının şehrin hâkimi olduğunu tüm şehri gözetleyip, satışlarda, ölçü birimleri ile oynamak suretiyle, haksızlık yapıldığını gördüğünde satıcının malına mülküne el koyup, kanunun gereğine göre cezalandırdığını anlatır. Fransız Guillaume Postel ise en ücradaki köyün bile sınırsız yetkilere sahip olan kadının bütün kanunları en iyi şekilde bilmesini beklediğini anlatır. Osmanlı adalet sisteminin etkisine bugün bile Alman kültüründe rastlanır. Leyla Coşan'ın Alman gazete ve dergilerinde yaptığı araştırmada kadı kelimesinin "Kadı Önüne Çıkmanın Bedeli", "Fujitsu-Siemens telif hakları yüzünden Kadı önünde", "Rüşvet suçlamaları onun Kadı önüne çıkmasına neden oldu" şekillerinde Almanca'da sık sık mahkeme karşılığında kullanıldığı görülmüştür. OSMANLI YARGI SİSTEMİ Osmanlı mahkemelerinin bugünkü anlamda mevcut mahkemelerden farklı yönleri vardı. Mahkemeler, sadece hukukî ihtilaflara bakmamakta, noterlerin yaptığı birçok işlemler, senetler, belgeleri de tanzim etmekteydi. Bugün belediyeler ile kaymakam ve valilerin yetki ve görev alanında bulunan birçok iş de kadıların sorumluluk alanına girmekteydi. Kadı, Osmanlı döneminde sadece bir hâkim değil, ondan çok daha geniş yetki ve sorumlulukları bulunan bir görevliydi. İdarî, beledî ve kazaî işlemlerle meşguldü. Osmanlı adalet sisteminde en önemli husus suçun mahkeme tarafından tespit edilmeden cezalandırmaya gidilmemesiydi. Subaşı ve beylerbeyi gibi kamu görevlileri mahkeme kararı olmadan, kesinlikle cezalandırma yoluna gidemezlerdi. Osmanlı kanunnamelerinde ve padişah fermanlarında beylerbeyiler de subaşılar da tüm kamu görevlileri mahkemenin hükmü olmadan hiçbir cezalandırmaya gidilmemesi hususunda uyarılmışlardır. Ağır cezalar söz konusu olduğunda sadece mahkemenin suçu tespit etmesi yetmemekteydi. Çünkü örneğin idam gibi cezalar geri dönüşü olmayan cezalardır. Bu tür davaların mutlaka ya Beylerbeyi Divanı'nda veya Divan-ı Hümayun'da görüşülmesi ve tasdik edilmesi gerekmektedir. Osmanlı devletinde o günkü şartlar içerisinde belli bir kanun hâkimiyeti vardı. Osmanlı mahkemeleri hakkında teferruatlı ve anlaşılır bilgiler Türkiye'nin en önemli hukuk tarihçilerinden Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın hocamızın eserlerinde bulunabilir. Erhan Afyoncu-Bugün
|

II. Beyazıt Külliyesi göle dönmekten kurtuldu
Edirne'nin en önemli vakıf miraslarından II. Beyazıt Külliyesi, şehir içinden geçe...
Lale Devri'ni sona erdiren darbe hamamda planlanmıştı
Lale Devri’nin sonlarında İran seferlerinde yaşanan başarısızlık üzerine İstanb...
İlk Meclisin Milli Bayram ilan ettiği olay
Atatürk'ün başkanlığını yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisi, Peygamber...
Osmanlı'nın son döneminde Arap aydınlar
Resmi tarihde yazılan Arapların Osmanlı'yı arkadan vurduğu gibi Arap düşmanlığın...
Atatürk'ün hayat mücadelesi
Kalpten difteriye, sıtmadan zatürreeye onca hastalığı da yendi.
Osmanlı eserleri can çekişiyor
Türkiye’de azınlık vakıflarına ait eserlerin bakımsızlığı büyük tartışma y...
Abdülhamid, Ermeniler ve Ermeni meselesiyle ilgili neler anlattı?
1893’te ABD Büyükelçisi Terrell’i kabul eden Sultan Abdülhamid, Sara...
Mübadillerin 87 yıllık mücadelesi
Lozan Mübadilleri Vakfı kurucu Genel Sekreteri SeferGüvenç’e göre, 1923 Türk-Yunan...
94 yıl sonra ortaya çıkan mermi sandığı
Tarih araştırmacısı Ahmet Uslu'nun Çanakkale Savaşları'na ait malzemeleri sergiledi...
Çerkez Ethem
İddialara göre Yunanlılara sığındıktan sonra bir köşeye çekilip oturduğu ...
Sultan Abdülaziz'in Kerbela'ya Ağıtı
Kudretil Ayini Resuli şahı servere Katil kastiyle cem oldular bir yere Nasılda lay...
12 yaşından büyük çocukların da vatan hainliğinden öldürülmesi emrini kim verdi?
Sovyetler Birliği döneminin despot liderlerinden Joseph Stalin'in halka yönelik baskıl...
Karadeniz'de Göktürk izleri
Araştırmacı-yazar Servet Somuncuoğlu da, "Sibirya"dan Anadolu"ya Taşta...
Osmanlı'da İsyanlar ve Darbeler
Demokrasiyi kesintiye uğratmak, uğraş verilmesi kötü bir alışkanlığımız. Osmanl...
Medeniyet dua ederek başladı!
Bilim adamlarına göre “Yerleşik hayat dini yarattı” teorisi bu keşif ile yerle bi...
Yabancılar Osmanlı’nın başarısını araştırıyor
"Geçmişte Osmanlı sınırları içinde yer alan ülkelerin araştırmacıları, Osmanl...
Osmanlı'da Mason bir Padişah
Mason olan Osmanlı Padişahı kimdi?
Tarihi yön veren büyük liderler
Milyonlarca insanı öldüreni de dünyayı korkudan titreteni de var; yaptıkları refor...
İslam'ın bilim mirası Londra'da sergileniyor
Geçtiğimiz haftalarda Londra'da açılan ve İslam medeniyetinin bilim, sanat ve teknolo...
Kıbrıs Harekatı’nı aydınlatan belgeler
Merhum Bülent Ecevit, 1974’te iki aşamalı gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekat...
|
|
|
||||||
|
|
|
|
ABD İmparatorluğu Çöken Roma'nın Yolunda |
| ahmet müfit kutlu | |
|
Osmanlı’da Kadın Sultanlar: Kösem Sultan |
| TaRiH HaBeR SiTeSi | |
|
TARİH MERAKLILARINA TAVSİYELER(2) |
| Kamil Okan Işık | |
| Forum |
| Anasayfa |
| Atatürk Özel |
| Çanakkale 1915 |
| Ermeni Sorunu |
| Haberler |
| İletişim |
| RSS |
| Yazarlar |







![]() | Bugün | 6 |
![]() | Dün | 708 |
![]() | Bu Hafta | 3686 |
![]() | Bu Ay | 7007 |
![]() | Toplam | 724863 |
Yorumlar
Kayzer " Sen benim kim olduğumu biliyor musun ? Ben bu evi senin elinden alabilirim. Ben imparatorum "
" Evet , der Alman : sen burayı benim elimden zorla alabilirsin ama unutma ki Berlin'de hakimler var " Alıntı
" O mahkemenin hükmüne derler mi adalet ? " Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.